Sosyal Medya

+90 532 688 22 71
bilgi@soltimes.com.tr

Sabah - Sat 08:00 - 19.00
Pazar Kapalı

Ne Kadar Solucan Ne Kadar Gübre Üretir, sorusunun net bir yanıtını vermek işin doğası gereği zordur. Çünkü İşin içinde oldukça fazla değişken söz konusudur. Sıcaklık, nem, yemin hazırlanma yöntemi, solucan türü, beslenme yöntemi, solucan yoğunluğu, pH vs. Bu nedenle bu sorunun net bir biçimde yanıtını vermek yerine ortalama bir bilgiyi paylaşmak daha doru olacaktır. Solucan gübresi hasadı, kullanılan sistemlere bağlı olmakla beraber, esasen kısa önemlerde hasat edilmez. Eğer SAS kullanıyorsanız, ilk üç aydan sonra hasat işlemini gübrenin oluşum hızına göre yapabilirsiniz. Bu süre haftada bir, daha seyrek veya daha sık olabilir. Ancak eğer, windrow sistemi, yer havuzu vb sistemleri kullanıyorsanız ayda bir ya da üç ayda bir gübre hasadı yaparsınız. Bu nedenle, ortalama bir rakama erişmek i.in günlük ve haftalık değil, en azından aylık gübre hasadını göz önüne alın. Normal koşullarda, her şey yolunda gidiyor ise, 200.000 – 400.000 arası solucan ilk üç aydan sonra aylık ortalama 4,5 -5,5 ton arası gübre verir. Belirttiğim gibi bu rakamlar sistemden sisteme, yöntemden yönteme değişebilmektedir.

Solucan gübresi hasat edildikten sonra en az 3 ay veya daha fazla bir süre boyunca olgunlaşmaya bırakılmalıdır. Bu olgunlaşma süreci hem gübrenin içerdiği fazla nemi atması ve hem de bitkinin alabileceği mikro ve makro besin elementlerinin daha yoğun bir biçimde oluşması için gereken bir süreçtir. Ancak solucan gübresi asla tamamen kurutulmamalıdır.

Tamamen kurutulmuş olan solucan gübresinde iki önemli durum gerçekleşir:

  1. İçerdiği yararlı mikroorganizma ve mantarların sayısı azalır veya etkinliğini yitirecek kadar düşük bir düzeye erişir.  Bu istenmeyen bir durumdur, çünkü solucan gübresini anlamlı kılan en önemli unsur bu mikroorganizma ve mantarlardır.
  2. Tamamen kuruyan solucan gübresinde Hidrofobik Etki meydana gelir. Hidrofobik etkiyi özetle suyu sevmeme veya suyu itme durumu olarak tanımlayabiliriz. Aynen teflon tavaların yüzeyi veya yeni nesil su tutmayan dışa cephe boyaları gibi… Daha yakın bir benzetme gerekirse, yeni model arabalarda yapılan porselen boya koruması gibi… Özellikle teflon tavanın yüzeyini veya porselen koruma uygulanmış arabanın yüzeyini göz önüne getirin. Su bu tür malzemelere işlemez. Yüzeyinden akarak gider. İşte solucan gübresi de tamamen kuruyacak olursa, gübreyi kaplayan mukus tabakası, gerilerek aynen örneklerdeki gibi bir kaplama görevi görür ve su gübrenin içine işlemeden yüzeyden akarak gider. Bu durumda gübrenin özünde bulunan besin elemntleri toprağa ve dolayısıyla bitkiye geçmez.

Solucanlara Ne Vermeli-Ne Vermemeli?

Ev Tipi Üretimlerde Solucanlara Yem olarak Neler Verilmeli – Neler Verilmemeli

Aşağıdaki tablo bu konuya dair görsel bir özet niteliği taşımaktadır. Başlangıç düzeyinde fikir vermesi için… 🙂

Bu sorunun basit bir yanıtı vardır, hangi amaçla solucan besliyorsunuz?

Dünya genelinde vermikültürde kullanılan belli başlı solucanlardan bazıları ve özellikleri şunlardır:

Eisenia fetida (Kırmızı Kaliforniya Solucanı)

Eisenia fetida solucanı çok yönlü bir solucandır ve yapılan çalışmalara göre Eisenia fetida türü diğer türlere nazaran çok daha yüksek bir performans saplamaktadır.  Bu türün sıcaklık toleransı çok yüksektir (donma noktasından +35 C sıcaklığa kadar) ve ayrıca oldukça dayanaklıdır. Atıkları büyük bir hızla işleyebilir ve sayıları ideal koşullar atında hızla artabilir. Ayrıca Eisenia fetida solucanı dünya genelinde çok yaygın olarak kullanılan solucandır.

Eisenia hortensis (European Nightcrawlers)

Bu solucan türü Eisenia fetida türünün çok yakın bir akrabasıdır. Ancak bu türün Eisenia fetida türüne göre çok daha yavaş üremekte, geç olgunlaşmakta ve organik atıkları işlemekte Eisenia fetida kadar etkili olamamaktadır. Fakat diğer yandan eğer olta balıkçılığı için solucan beslemeyi düşünüyorsanız Eisenia hortensis en iyi seçim olabilir. Çünkü bu tür  Eisenia fetida türüne göre daha iridir ve gübre içinde yetiştirilebilmektedir.

Eudrilus eugeniae (African Nightcrawler) ve Perionyx excavatus (Blue Worm)

Bu iki tir esasen Eisenia fetida türü kadar olmasa da iyi birer vermikompost üreticisidirler, ancak bir şartla; dünyanın daha ılık (veya sıcak) bölgelerinde kültüre alınmak şartıyla. Kendi ideal koşulları altında African Nightcrawler ve Blue Worm türü solucanlar, gerek atık işleme hızı açısından ve gerekse de üreme potansiyelleri açısından, en az E. fetida türü kadar iyi performans sağlayabilirler. Fakat diğer taraftan, E. fetida türünün aksine, bu solucan türlerinin ideal sıcaklık aralığı daha dardır; sıcaklık 10 C derecenin altına düştüğünde veya 30 C derecenin üstüne çık aya başladığında her iki tür de ölmeye başlarlar. Ayrıca bu iki tür için, herhangi bir görülebilir neden olmadığı halde, zaman zaman solucan yataklarından dışarıya sıklıkla kaçtıkları rapor edilmiştir.

Bu konu netliğe kavuşması gereken bir konudur. Zira birçok kişi solucan gübresi üretimini ticari boyutta düşünmekte ancak her nedense bu işe başlangıç sayısı olarak hiç de makul ve mantıklı olmayan rakamları seçmektedir. Örneğin bu işe 100 adet solucanla başlamayı düşünenler bile çıkmaktadır. Oysa Avrupa geneline dahi bakıldığında rahatlıkla görülecektir ki, küçücük compost box (solucan kutularında bile) hiç değilse 1000 veya 2000 adet solucan kullanılmaktadır. Kaldı ki, ticari boyut açısından bir öngörü verebilmesi için 1 veya 1.5 metrekarelik bir alanda 1000 solucan hiç bir şekilde sonuç almanızı sağlamaz. Bu nedenle eğer çok küçük ölçekli olarak başlayacaksınız, en azından 1,5 metrekareye 10.000 solucan konulacak şekilde başlamak gerekir. Neden derseniz, 1000 veya 2000 adet solucana bakmak ile 10.000 veya daha üzeri solucana bakmak aynı şey değildir. 1000 solucanın ihtiyaç duyacağı yem miktarı, yem tüketim hızı, solucanların üreme ve çoğalma hızı  aşka bir şeydir, aynı kriterlerin 10.000 solucan için olması ise bambaşka bir şeydir.

Solucan çiftliği tesis kurulum maliyeti tamamen hedefinize bağlı olarak değişmektedir. Bu konuda doğrudan olmazsa olmaz diyebileceğimiz bir maliyet tablosu yoktur. Eğer orta ve büyük ölçekli olarak başlamak istemiyorsanız, yapabileceğiniz en mantıklı şey bu işe başlangıç olarak ayırabileceğiniz bütçeyi belirlemek ve mümkünse bu bütçenin üçte biri oranında başlamak. Sonrası bir taraftan işi öğrenmek, diğer taraftan da kalan bütçeyle tesisi tamamına erdirmek olacaktır. Böylece hem önünüzü görerek ilerleme şansınız olacak, hem de bütçenizi çok daha mantıklı bir ölçekte kullanmış olacaksınız. Tabi bu arada hemen belirtelim, bu için belirli bir başlangıç bütçesi olmaz derken, mantık dışı bir rakam kast edilmemektedir. Örneğin ticari anlamda solucan gübresi üretimi için en azından 10.000 adet ve üzeri solucanla başlanması makuldür. Daha azı ile başlandığında elde edeceğiniz tecrübe ticari boyut için bir öngörü vermeyebilir.

Solucanların kendilerine verilen yemi tüketmelerinin çeşitli etkenleri vardır. Bunlardan en başta geleni verilen yemin tek tip ve standart olması ve ayrıca doğru bir biçimde fermente olmasıdır. Solucanlar verilen farklı yemleri farklı süreçlerde tüketmektedirler. Bu nedenle verilen yemin eş zamanlı olarak tüketilmesi ve elde edilen gübrenin de buna bağlı olarak standart olması için verilecek yemin iyice karıştırılıp tek tip olarak verilmesi tavsiye edilir.

Solucanlara verilen yemin Karbon-Azot (C/N) dengesi iyi kurulmuş olmalıdır. Bu açıdan solucanlar, verilen yemin içerisinde bulunan en çok ayrışmış olan kısmı, biyokütleyi en başta ve rahatlıkla tüketirler. Yem bir kez tüketilmeye başlandığında zamanla geriye karbon kaynağı olan ve daha iri olarak göze çarpan saman vb kısım kalır. Bu kısım da zamanla çürüyüp ayrışacak ve solucanlar ve bakteriler tarafından tüketilecektir.

Solucanların verilen yemi tüketip tüketmediği şu şekilde anlaşılır:

  1. Yukarıdaki resimde sol tarafta görülen taze yemdir. Solucanlar bu yemi tüketmeye başladıkça yüzey çay posası görünümünü alarak çöl yüzeyi gibi dümdüz bir hale gelir ve resmin sağ tarafında görüldüğü gibi bir hâl alır.
  2. Yemin durumu resmin sağ tarafında görüldüğü gibi bir hâl aldığı zaman ve yüzeyde yeterince nem varken yemleme kontrolü yapılır. Yüzey hafifçe kaldırılır ve yüzeyin hemen altında yer alan solucan nüfusu eğer hâla çok fazla ve solucanlar hâlâ çok canlı ise, demek ki o bölgede henüz beslenmeye devam ediyorlar. Bir veya iki gün sonra, yine yüzeyde yeterince nem varken, yüzey hafifçe kaldırıldığında eğer yüzeyin hemen altında yeterince solucan göze çarpmıyorsa demek ki, solucanlar yüzeyin hemen altındaki yemi tüketmiş ve artık yüzey daha çabuk kuruma potansiyeline sahip olduğu için daha derinlere gitmeye başlamışlardır. Artık yeni yem verme zamanı gelmiştir.

Kaba yiyecek atıklarını azar azar ekleyin ve yeni yiyecek eklemeden önce eski verilen yemin tamamen bitip bitmediğini kontrol edin.  ‘Yumuşak’ gıdalar (örneğin muz, karpuz, kavun vb) daha hızlı tüketilirler. Bu tür yiyecek atıklarına ağırlık verin ama asla bunları sadece tek başına ve abartılı miktarda eklemeyin.

Kabın içindeki yataklamanın nem oranının sürekli olarak doğru seviyede olmasına dikkat edin (yataklamayı sıktığınız zaman su damlamamalı ancak dokunduğunuzda nemli olduğunu elinizle hissetmelisiniz.) Bu durumda solucanlar nefes almak, yem yemek ve gıdaları sindirmek için çok fazla çaba harcamak zorunda kalmayacaktır. Bu arada hemen belirtelim, bazı üreticiler sistemin nem seviyesini bilinçli olarak düşük tutarak, solucanları nesillerinin devamı için çiftleşme ve kokon üretimine teşvik ediyorlar. Bu bir uzman olmadıkça denenmemesi gereken riskli bir yöntemdir. Çünkü nem oranının düşmesi ekosistemin bozulmasına ve solucan ölümlerine neden olabilir. Solucanlar

Kokonlardan yavruların sağlıklı bir şekilde çıkabilmeleri için sistemin yeterli oksijene sahip olması önem arz etmektedir. Bunun için, eğer sistemde yeterli oksijen olmadığını düşünüyorsanız, ortalama olarak hafta bir kabın içindeki yataklamayı hafifçe  ve nazikçe alt üst ederek havalandırabilirsiniz. Solucanlar

Bu konuda iki ayrı görüş vardır:

1)Solucanlar verdiğiniz atıkları tüketmeye başladığı zaman kabın içine gazete kırpıntıları veya karton parçaları eklemeyi kesin. Eğer gazete kağıdını ve kartonu kabına bir kapak olması amacıyla kullanıyorsanız kaldırın ve onun yerine eski bir havlu veya solucanların iştahlarını kabartmayacak başka herhangi bir malzeme kullanın.

        2)Birinci yöntemin tam tersine sistemin üzerine kuru ve sert gazete kağıdı serin. Solucanlar yüzeyde çiftleşip yine yüzeyde kokon bırakırlar. Yüzeyde eğer sert bir malzeme varsa bu malzemelere tutunarak yumurtlama faaliyetlerini kolaylaştırırlar.

Hangi yöntem daha iyidir, deneyip tercih etmeniz size kalmış.

Solucanlar yolculuk esnasında strese girerler ve bazı durumlarda bu stresten tamamen çıkmaları 4-6 haftayı dahi bulabilir. Bu süreçte fazla iştahlı olmazlar. Sabırlı olup, düzenli olarak kontrol etmeli ve azar azar yem vermelisiniz.

Solucanlarınızı satın almadan bir kaç gün önce kabınız hazırlayın ve içine yataklama malzemesini ve bir miktar yiyeceği ekleyin. Daha sonra solucanları sipariş edin. Solucanlar elinize geçinceye kadar kabın içindeki ekosistem dengeye oturacaktır.

İlk günler yemi çok az verin. Yukarıda da belirttiğimiz gibi sarsıntının yarattığı stres nedeniyle iştahları kapalı olacaktır. Bir anda çok yem verirseniz tüketemezler ve sistemde kokuşma başlar.

Solucanlar kendilerine gelip yemlerini tüketmeye başladıktan sonra her defasında atıklarını yavaş yavaş arttırarak nihayetinde olması gereken miktara erişin.

Kabın içi ısının aniden çok fazla yükseldiği iki şekilde anlamak mümkündür. Solucanlar yüzeye çıkmış ve bir top gibi yuvarlar olmuşlardır ya da kabın dışına kaçmaya çabalıyorlardır. Solucan kabınızın iç sıcaklığı 30°C’yi geçmeye başladığında (ya da çok kuru olduğunda) solucanlar strese girmeye başlarlar. Yaz sıcakları boyunca solucan kabınızın serin ve gölge bir yerde olmasını sağlayın. Ayrıca kabın nem oranını düzenli olarak kontrol edin. Nem oranının 50%’nin altına düşmesi tehlikelidir. İdeal nem oranını, kabın içinden bir avuç malzeme alıp sıktığınızda en fazla bir kaç damla su damlayacak şekilde olması gerekmektedir. Havalar Havalar Havalar Havalar

Çok aşırı sıcaklarda kabın içine bir buz parçaları ekleyebilir ya da içteki malzemenin üzerini kalın ve ıslak bir havlu (veya kendir bez) ile örtebilirsiniz. Bunların dışında eğer imkanınız varsa kabı iç mekana da taşıyabilirsiniz. Buz parçalarının çok küçük olmamasına dikkat edin. Çok küçük olunca çabucak erirler. Buzu kabın içine doğrudan koyarsanız solucanlara zarar verebilir. Bunun yerine bir bezin üzerine koyarak yerleştirin.

Kaba koyduğunuz atıkların ayrışma süreci ve az da olsa solucanların atıkları tüketim süreci de ısı yaratabilir. Bu nedenle çok aşırı sıcaklarda kabınıza fazla yiyecek eklemeyin.

Kahverengi atıklar bitmiş olan solucan gübrenizdeki karbon ve fosfat oranını arttırır. Örneğin, kağıt, karton, talaş, yapraklar ve ekmek gibi. Talaş ve ekmek kullanımına dikkat edilmelidir. Küçük ölçekli kaplarda ekmek kullanımı çürüme esnasında içerdiği mayadan dolayı alkol üretilmesine neden olabilmektedir. Riske girmek istemezseniz kullanmayınız. Talaş tüketimi ile ilgili detay bilgi için Solucanlar Talaşı Sindirebilir mi? Unutmadan belirtelim solucanlar aynen insanlar gibi dengeli bir diyeti severler. Bu nedenle ev tipi üretimde kabınıza zaman zaman kuru ağaç yaprağı gibi kahverengi malzeme eklemeniz diyetin daha dengeli olmasını (C:N oranı) sağlayacaktır.